merhaba@hergunogren.com

Şirket Eğitimlerinde Yenilik Zamanı: Dizi izler gibi öğrenmek

İş hayatı içinden önemli konuları, kısa videolarla öğretir. Onlarca kitabın özünü damıtır, izleyiciye ulaştırır.

Şirket Eğitimlerinde Yenilik Zamanı: Dizi izler gibi öğrenmek

Dizi izler gibi öğrenmek

Başarılı olmak için sürekli öğrenmeyi hayatınızın bir parçası haline getirmek zorundasınız. Ancak, bu kolay kazanılan ve ucuz bir alışkanlık değil. Bu alışkanlığı kazanamayanlar, hemen olmasa bile 5-10 yıl içinde gittikçe daha az nitelikli işlerde çalışmak zorunda kalıyor veya işsizlikle yüzleşiyorlar.

Su götürmez bir gerçekle başlayalım: Öğrenme artık okulda bitmiyor. Eğer yeni mezun birini işe aldıysanız (veya yeni mezun olarak yakın zamanda işe başladıysanız) bu gerçeği çok iyi biliyorsunuz. İlköğretim-lise ve daha sonra üniversite seviyesinde öğrenilenler çok temel becerileri katsa da, iş hayatı bambaşka bir öğrenme ve beceriler dünyası.

Boğaziçi’nden mezun oldum, iş hayatına girdim. Bir baktım ki, yazdığım e-postalar okuyan iş arkadaşlarımda rahatsızlığa sebep oluyor. O e-postaların sonunda nerede soru ile bitirmem, nerede rica etmem, nerede “bilginize” diye noktalamam gerektiğini, kimden hangi konuda neyi isteyebileceğimi yaşaya yaşaya öğrendim.

İş hayatı, teknik ile pratik bilginin yanyana koştuğu, bambaşka bir öğrenme dünyası. Bir yandan kendi meslek kümenizle ilgili “spesifik” veya mesleki bilgilere hakim olmanız, öte yandan da “genel” yani “işler nasıl yürür”, “iş arkadaşlarıyla iyi ilişkiler nasıl yönetilir”, “zaman yönetimi nasıl yapılır” benzeri konularda bilgi, hatta beceri sahibi olmanız gerekiyor. İkisi de önemli, ikisi de gerçek. Biri olmadan öteki fayda etmiyor.

Damıtılmış Bilgi

Öğrenmenin en güzel, en kalıcı yolu deneyimlemek. Hele konu bilgi değil de beceri olunca bu tartışmasız bir hal alıyor. Hiç elinize gitar almadan, sadece gitar çalanları izleyerek, gitar metodlarını çalışarak, hatta başkasına anlatacak derecede hatmederek, gitar çalmayı öğrenebilir misiniz? Tam tersinden bakalım. Elinizde bir gitar var, ancak ne internet bağlantınız, ne gitar çalmayı bilen birisi, ne de yazılı bir kaynağınız var. Gitar çalmayı öğrenebilir misiniz? Çok çalışır, çok zaman harcar, çok direnirseniz, belki amator bir ölçüde bir şeyleri keşfedebilirsiniz, ama o nokta sizin gelişim duvarınız olur.

En ideali hem gitara sahip olmak (yani deneyimlemek) hem de damıtılmış bilgiye sahip olmak. Çünkü bu ikisi bir araya geldiğinde, ateş ve barut gibi, kişinin gelişiminde patlama yaratıyor. Formülü şu…

[Kendi başınıza deneyimleyerek öğrenme gücünüz] x [Damıtılmış bilgiye erişim] = Gelişim (kişisel veya profesyonel)

Senaryolara bakalım.

Gitar yok, bilgi var.

0 x 10 = 0

Gitar var, damıtılımış bilgi yok.

1 x 1 (sadece deneme yanılma ile üretilen bilgi var) = 1

Gitar var, damıtılmış bilgi var.

1 x 10 = 10

İş hayatında kazanmanız gereken becerileri, sadece deneyimleyerek kazanmaya çalışırsanız gideceğiniz yol hep sınırlı kalacaktır. 10 kat daha etkili bir şekilde bu becerileri geliştirmek, öğrenmek, gelişmek istiyorsanız yaşadığınız deneyimleri, damıtılımış bilgi ile desteklemek zorundasınız. Bu yüzden, şirket eğitimleri çok önemli bir konu.

Şirket Eğitimlerinin Günümüzdeki Durumu

Şirket Eğitimi veya Kurumsal Eğitim duyunca aklınızda ne canlanıyor?

Yarı bayat kurabiyeler… Şirket eğitim salonları veya şirket veya otel toplantı odaları… Powerpoint sunumlar… Kendini tanıştırma aktiviteleri… Post-it’ler…

Bu şekildeki sınıf içi eğitimlerinin hepsi kötü veya yanlış değil. Eğer şu koşullar olursa faydalı ve hatta gerekli.

  1. Eğitimi alacak kişiler benzer bilgi seviyesindeyse
  2. Eğitim herhangi bir konuya “giriş” eğitimi değil, ileri düzeyse
  3. Konunun öğrenilmesi için çokça soru-cevap ve etkileşim gerekiyorsa
  4. Eğitmen, konunun çok kuvvetli uzmanlarından biriyse
  5. Eğitim, slayt sunumu değil, diyalog formatında olacaksa
  6. Konu, sınıf içi ortamında deneyimlemeye uygunsa

Ama bu koşullar yoksa, onun yerine etkileyici bir saatlik bir sunum veya kişilerle bireysel yapılacak koçluk tercih edilmesi daha iyi öğrenme etkisi yaratıyor. Bunu, çok sahne almış, hem eğitmen üzerinde 15’in üstünde kurumla hem de bireylerle çalışmış birisi olarak söylüyorum. Asıl problem ise şu: Ölçek.

Ölçek Problemi ve E-Öğrenme’nin Hayal Kırıklığı

300 kişilik bir şirkette 20 kişinin veya 60 kişinin eğitim alması yetmez, amaç damıtılmış bilgiyi herkese ulaştırmak olmalı. Şirketin İK’sı ve yönetimi bunun çok net olarak farkında. Ancak onlar da belirli bir bütçe içinde tercihler yapmak zorunda. O yüzden son 5-10 yılda, “e-öğrenme” denilen konu büyük bir fırsat olarak görüldü. E-öğrenme tüm bu problemleri çözecekti. Artık herkes “dijital” öğrenecekti, aynı anda “dijital sınıflarda” açılan “dijital dersler” şirketin tüm çalışanları tarafında tüketilecekti. Öyle olmadı. Sebebini anlatmak için tek cümle yeterli: Bu içerikler öğrenici psikolojisini ve kullanım deneyimini gözetecek şekilde doğru tasarlanmadı.

Tabi ki bu tasarımı yapmak hiç kolay değil, soğan kabuğu gibi katman katman karmaşıklaşan bir konu. Aşağıda gördüğünüz dünyanın ilk reklamı. İyi mi? Kötü mü? Cevap hangi zamanda değerlendirdiğinize göre değişir. 1941 için iyiymiş, bugün için değil.

E-öğrenme dünyasının gerçeği de tam olarak bu şekilde. 2000 – 2005 standartlarında “iyi” kabul edilen içerikler, bizim zevklerimiz değiştikçe çizginin altında düşüyor ve “kötü” oluyorlar. Hele bir de teknolojinin artış hızını düşününce 10 sene çoook uzun bir süre.

Damak Tadı ve Bireysel & Kurumsal Deneyimin Ayrışması

Şirket çalışanı işyerinde başka, evinde başka birisi gibi davranmak zorunda kalsa bile(!), aslında aynı kişi. Aynı zevkleri taşıyor. Evinde Game of Thrones veya Kurzgesagt’ videolarından birini izledikten sonra, iş yerinde Windows 95’den kalma Clipart andıran basit animasyonlar görünce ve kayıdı yankılı bir odada yapılmış, sıkıcı bir metin duyunca dikkatini toplayamıyor…

Bireyler, her zaman teknolojiye kurumlardan daha hızlı adapte olurlar. Özellikle konu içerik tüketimi olduğunda, bireysel ve kurumsal dünyanın arasındaki makas iyice açılıyor. Herkesin zamanı dar, herkes işlerini yetiştirmekte belirli ölçüde zorlanıyor ve herkesin acil ve önemli konuları var.

Şirket çalışanlarının beceri geliştirmesi, hem ortak ekonominin kalkınması için, hem inovasyon yapan ve dünyada etki yaratan şirketler olması için, hem de kendini geliştiren bireyleri daha zengin kariyer fırsatlarıyla karşılaşması için gerekli.

Kurumların, eğer etkili olmak istiyorlarsa, çalışanların bireysel olarak izlediği içerik kalitesine yükselmesi ve bunu hemen yapması gerekiyor. İhtiyaç gerçek.

Tasarım Prensipleri

HerGünÖğren‘i kurarken, buradaki noktaları, tasarım prensiplerimiz kabul ettik. Dedik ki;

1) Zamana yayılmalı.

2) Alanındaki en önemli kitaplardan damıtılmış olmalı (sap ve saman ayrılmalı).

3) Verilecek mesajlar hikayeler, anektodlar ve canlandırmalarla verilmel.

4) HerGünÖğren dünyası görsel ve işitsel olarak lezzetli olmalı, izleyen keyif almalı.

5) İki kişinin diyalog dinamizmi olmalı.

Her işte olduğu gibi, eminim daha iyi yapabileceğimiz şeyler vardır, ancak bu problemi çözmek adına elimizden geleni yaptığımızı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Eğitimi alan kişilerin her gün eposta kutusuna düşen, 21 bölümden oluşan ve televizyon dizisi kalitesinde 7. eğitim serimizi bitirdik. Önümüzdeki dönemde İnanç Ayar ve benim dışımdaki yüzlerin de HerGünÖğren videolarında yer alması fikrini değerlendiriyoruz. Aradığımız kişileri en iyi polymath, mikro DaVinci veya iyi antremanlı profesyonel öğrenici olarak tarif edebilirim.

Bazı işlerin yararı, sadece onu yapana değil, herkese. HerGünÖğren’in böyle bir iş olduğuna inanıyorduk, son bir yılda bunu gözümüzle de gördük. O yüzden, girişimci ruhlu ve öğrenmeyi seven kişilere bir taktik: İyi damıtılmış, kürasyonu iyi yapılmış, ve izleyeni eğlendirerek öğreten içerik nasıl yaratırım diye kafa yorun. Önümüzdeki yıllarda bu gittikçe daha önemli ve ender bir beceriye dönüşecek, şirket eğitimi dünyasının da değişeceğinden hiçbir şüphem yok.

 

Ozan Dağdeviren
HerGünÖğren Kurucu Ortağı, Girişimci, Yazar

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir