merhaba@hergunogren.com

İş Hayatında İletişim

İş hayatı içinden önemli konuları, kısa videolarla öğretir. Onlarca kitabın özünü damıtır, izleyiciye ulaştırır.

İş Hayatında İletişim

İş-Hayatında-İletişim

İş hayatında iletişim noktasında iyi bir iletişimci olmak, kariyer hayatınızın çok daha rahat ve başarılı ilerlemesi için hayati önem taşır. İş Hayatında İletişim serimizde sizlere bunun yolunu gösteren ipuçları ve destekleyici noktalar sunarak diğerlerinden bir değil, birkaç adım öteye geçmenizi sağlamayı amaçladık. İş hayatında iletişim ile ilgili çıkarımların pek çoğu sadece iş hayatındaki değil, kişisel hayatınızdaki her türlü ikili ilişkilerinizde de kullanabileceğiniz unsurlar barındırıyor. İletişim konusundaki farkındalığınızın artmasının hayatınızı ne kadar kolaylaştırdığını gördüğünüzde daha fazlasını öğrenmek için sabırsızlanacaksınız.

Daha fazlası için İş Hayatında İletişim Serimizi inceleyebilirsiniz.

İş hayatında iletişimde insanı anla, kişiyi tanı ve iş hayatında iletişimi çöz; kendini tanıyarak yola devam et

İş Hayatında İletişim

İş Hayatında İletişim – Toplantı

Bir konuyu öğrenirken detaylara mı bakılır yoksa büyük resme mi bakılır?

Esasen bir konunun anlaşılması için her ikisinin birleşimi gerek. Özellikle de iş hayatında iletişimde bu bir gereklilik. Öncelikle, büyük resme bakma anlamında insan davranışını, ihtiyaçlarını, insanı neyin motive ettiğini, iletişim teorilerinin nasıl işlediğini anlamak gerek. Mikro yani birey seviyesinde ise buna, kişinin iç dünyasında neler yaşadığının anlık olarak anlaşılması gerekliliği eklenir ve son olarak yönetim eklendiğinde ise insanın kendisini anlaması da tabloya eklenir. İş dünyasında iletişim neden önemlidir sorusunun cevabı da budur. Kitleleri etkilemeyi ve birlikte bir şeyler üretmeyi mümkün kıldığı için iş hayatında iletişim hayati önem taşır.

İletişim bir paretodur. Pareto ilkesi gereği, bir insanın eylemlerinin %80’i, sonuçların %20’sini oluşturur. Eylemlerin %20’si de sonuçların %80’ini oluşturur. Yani insanın iletişimini düzeltmesi kendi iş sonuçlarında %80’lik bir artışa neden olur.

Dünyanın en basit iletişim taktiği, insanların ismini kullan

Dünyanın en hoş sesi sizce nedir?

Bu soruya psikoloji teorilerinin de desteklediği bir cevap olarak “insanın kendi ismi” denilebilir. Bu nedenle de iş hayatında iletişimde dünyanın en basit iletişim taktiği insanların ismini kullanmak. Kişinin hem onaylandığını hem tanındığını hissetmesini ayrıca da kendini değerli hissetmesini sağlayan bir ses. Birini ikna etmek gerektiğinde ya da birinin dikkatini toplaması gerektiğini düşündüğümüzde yapmanız gereken şey o kişiye ismiyle hitap etmek.

İş hayatında iletişim sahnesinde pasif izleyici değilsin; aktif, dinamik bir oyuncusun

cary-grant-rosalind-russell-ralph-bellamy-actor

İş Hayatında İletişim

İnsanlar genellikle iş hayatındaki iletişim sahnesine girdiklerinde kendilerinin dışında akan bir sahneyi izliyormuş gibi davranır. Halbuki bu tarz iletişim sahnelerinin kurucu öğelerinden biri de biziz. Yani o kapıyı açtığımızda içeriye girme biçimimizle, ses tonumuzla, sıcaklığımızla, söylediğimiz cümleler ve kullandığımız kelimelerle karşı tarafta oluşan izlenimin tetikleyicilerinden biriyiz. Karşı tarafın tavrında bizler birer etkiyiz ve aslında bu çok dinamik bir sahne. Kendimiz bu sahnenin bir parçası, oyuncusuyuz. İyi bir oyuncu, bulunduğu sahnede hem kendini hem karşıdaki oyuncuyu, hem sahnenin temposunu, hem de seyirciyle kurduğu etkileşimi takip eder ve kendi oyununu bunlara göre kurgular. Bizlerin de iletişim sahnesindeki verileri, mikro etkileri ve oluşan duygu durumunu takip edip bizim tarafımızdan müdahale edilebilir bir sahne içerisinde olduğumuzun farkında olmamız gerek.

İş hayatında iletişim basit bir süreç olarak ele alınmamalı

İletişim karmaşık bir konu ve modeller kullanmak bazen o karmaşıklığın içinde bizlere kolaylık sağlayabilir. Ne var ki bazı modeller çok indirgemeci ve basit olunca bizlere faydadan çok zarar da verebilir. Örneğin, geleneksel iletişim eğitimlerindeki SMCR modeli en basit anlatımıyla: Sender (mesaj), Message (mesajın kendisi), Channel (mesajın gönderildiği kanal), Receiver (mesajın gönderildiği kişi). Bu modeli bilmek bize çok da bir şey katmıyor.

Daha karmaşık modellerden biri de Freidemann Schulz Von Thun’un “Dört Kulak Modeli”. Bu model iş hayatında iletişimde dört katman olduğunu söyler. Bunlar; olgu (olan), alt metin (verdiği mesaj), ilişkisel kısım (kimin ne olduğumuzda göre değişen kısmı) ve beklenti (bunu söylerken ne beklediğin, niyetin) katmanı.

Kitaptaki bir örnek şöyle; diyelim yemeğe çağırdığım bir misafir: “Bu çorbanın içinde yeşil bir şey var.” dedi. Bu tek başına olgu katmanı. Alt metinde kötü bir şey söylemek istemiyor ancak: “Çorbayı sen yaptın ve bunun ne olduğunu sen bilmelisin.” demek istiyor. İlişkisel boyut “sen bilmelisin” kısmı. Bunun ne olduğunun söylenmesini beklemesi de niyet katmanı. Ben buna: “Bundan sonra çok istiyorsan kendin pişir!” diye bir tepki de verebilirim. Bu model bize karışık gelebilir ama aslında karmaşık olan model değil, iletişimin kendisidir. Bu nedenle de aşırı basite indirgenmiş modeller bize fayda sağlamaz.

Sistemi oku ve ilişkilerini yönet

İletişim alışverişi düşünme sistemini bir defa öğrendikten sonra, insanın tüm ilişkilere bakış açısı değişir. Hayatta, üç temel ego durumu içerisinde yaşarız. Hayata “çocuk ego durumu” ile başlarız. Daha sonra “ebeveyn ego durumu” gelir. Son olarak da “yetişkin ego durumu” gelişir.

Sonrasında her iletişim kurduğumuzda kendimizi bu üç durumdan birinin içinde buluruz. Bulunduğumuz her etkileşimde karşı tarafın söyledikleri, yaptıkları bizi diğer köşeye itebilir. Karşı taraf ebeveyn gibi davrandığında ya da kural koyucu gibi davrandığında bizi çocuk egosuna itebilir. Bunu istemiyorsak, iş hayatında iletişimde o pozisyona girmek zorunda değiliz. Yetişkin gibi davranarak çizgimizi çekebiliriz. Aynısını diğeri içinde yapabiliriz. Yani özetle;

İçinde bulunduğun sistemi okuyabilirsen yönetebilirsin.

Kurban yoksa drama yok. Dramayı fark et, dışına çık

İş hayatında iletişimdeki en tehlikeli üçgen “drama üçgeni”. Bu 1960’larda Stephan Karpman tarafından oluşturulmuş bir model. Üç köşede kurban, yargılayan, kurtarıcı rolleri var. İnsanlar psikolojik ihtiyaçları nedeniyle bu köşelere yerleşiyor ve bir iletişim içerisinde üçgenin köşesindeki roller değişebiliyor. Bu modele göre bizler hayatımızda, hem iş hayatında hem de iş ortamı dışındaki ilişkilerde kendimizi bu dramaların içinde buluyoruz. Drama üçgeninin problematik bir yapı olmasının sebebi de bu. O yapının içerisine kendini kurban gibi hissetme, birisini kurtarır gibi hissetme ya da birini yargılayarak kendimizi daha kuvvetli hissetme gibi psikolojik ve sağlıklı olmayan ihtiyaçlarımızı getiriyor ve o nedenle drama yaratıyoruz.

İş Hayatında İletişim

İş Hayatında İletişim- Drama Üçgeni

Sağlıklı bir üçgenin içinde olup olmadığımızı tespit edebilmek için:Acaba bu noktada ben kendi psikolojik ihtiyaçlarımı gidermek için mi bulunuyorum?” sorusunu sormalıyız. İki çok somut taktik var.

İçinde bulunduğun drama ilişkilerini fark et.

Nerede kurban var; orada drama var.

Bu nedenle kurban ilişkilerinin dışına çıkmaya çalış.

Biri seni kurban rolüne koymaya çalışırsa bunu reddet ve sen de ne kendini ne de başkalarını kurban rolüne sokma.

İş hayatında iletişim noktasında kazalardan sakın

İletişim çok katmanlıdır. Niyetimiz olmamasına rağmen verdiğimiz alt mesajlar da bu katmanlara dahil. Bizim söylediğimizle karşı tarafın anladığı tamamen farklı olabilir. İnsanlar hep en görünür olana odaklanma eğiliminde olduklarından ve iletişimdeki en görünür olan şey de kullandığımız cümleler olduğundan, dikkatli olup iletişim sırasında ezbere gitmemek gerek çünkü diğer kazalar gibi iletişim kazaları da dikkat eksikliğinden kaynaklanır.

İş hayatında iletişimde kazalardan kaçınmak için yapılması gereken en önemli şey proaktif davranmak yani risk oluşturabilecek şeyleri önceden görüp önlem almak. Bunun yanında kendi penceremizden değil, karşı tarafın penceresinden bakmak da önemlidir. Eğer bir iletişim kazası her türlü önleme rağmen gerçekleşirse ilkyardım yapılması gerekir. Yani o anda müdahale edebildiğiniz kadarıyla durumu tedavi etmek ve kötüleşmesini önlemek.

Sözlerden yola çıkarak herkes kendi iç dünyasında çok büyük hikayeler yazabilir. Bu yüzden de dikkatli olmak gerekir. 

Hikayelerin farkına var. Hem kendi aktardığın hikayelerin hem karşı tarafın sizi duyarken düşündüğü hikayelerin. Bir iletişimde kurgulanan hikayeler sadece sözlerden ibaret değildir.

Eleştirme, takdir et

Sizi takdir etmeyen birinden eleştiri duyduğunuz oldu mu? On tane takdir, bir tane eleştiriye denk gelmeli ki bu kişinin sizinle ilgili iyi niyetine ikna olmuş olun ve sonra yapacağı eleştirileri de can kulağıyla dinleyin. Önemli nokta şu ki, birini takdir etmek, yağ çekmek demek değil. Ayırımı yapmak oldukça basit. İçinizden gelerek yapıyorsanız bu takdir etmektir. Eğer zorla yapıyorsanız da yağ çekmektir ve karşı taraf da bunu direkt anlar. İletişimin kendi ihtiyaçlarınızı değil, karşı tarafın ihtiyaçlarını gidermek olduğunu fark etmeniz gerekir. Bu ihtiyaçların en önemlisi de kendilerini değerli hissetmelerini sağlamak. Eleştiri zor bir araç. Bu nedenle de uzmanı olduğunuzdan emin olmadan kullanmayın.

“Eleştiri tehlikelidir çünkü insanın gururunu zedeleyebilir, önemsiz hissettirebilir ve size karşı kin tutmasına sebep olabilir.” – Dale Carnegie

İş hayatında iletişimde öncelikle karşı tarafın ihtiyaçlarını karşıla

Bir iletişim durumuna girerken öncelikle karşı tarafın ihtiyaçlarını karşılamak üzere girmeye çalışın. Kendi ihtiyacınızı gidermek üzere giriyorsanız da bunu şeffaf bir şekilde karşı tarafa bildirin. 

Neden yemek yeriz ya da neden çalışırız? Arkadaşlarımızla neden görüşürüz?

Güçlü hissetmek, diğer insanlar tarafından onaylanmak, insanın en varoluşsal, en merkezi ihtiyacı. İletişime bu ihtiyaçlarımızı getiriyoruz ve farkında olmadan iletişimi bunlar üzerinden kurguluyoruz. Marshall B. Rosenberg bu konuda iki vurgu yapar. Bütün iletişimler temelde insanların ihtiyaçlarını giderme çabasına dayanır ve ne zamanki kendi ihtiyaçlarınızı karşı tarafa aktarma konusunda açık ve karşı tarafın ihtiyaçlarını anlama konusunda daha da empatik olursunuz, işte o zaman iletişimde uzmanlaşırsınız.

Haklı çıkma ihtiyacından vazgeçin

Bu bir ihtiyaç ancak giderileceği yer iletişim olmamalı. İş hayatında hiçbir diyalog kolay değildir ve kritik konuşmaların yaşandığı meydan da iş ortamıdır. Bu kritik konuşmaların nasıl yönetilmesi gerektiğine verilebilecek birkaç cevap şunlar olabilir:

Karşı tarafın kendini güvende hissettiğinden emin ol

Hikayelerini kontrol et

İfadelerinde kontrast yarat

Ortak anlam havuzunu zenginleştir

Otorite ve yargı bildiren cümleler kullanmaktan kaçın

Sokrates’e göre dedikodu nedir, ne değildir?

socrates

İş Hayatında İletişim – Sokrates https://images.app.goo.gl/RshxEaQusNHVMmpo6

Kahkaha atmak, hikâye anlatmak ve dedikodu yapmak sosyalleşmek için olan üç yöntemdir. Eğer dedikodu yapmak size garip geldiyse hemen Sokrates’ten açıklamalı bir örnek verelim.

Bir gün bir arkadaşı Sokrates’e:

“Sana biriyle ilgili bildiğim bir şeyi anlatacağım.”

Sokrates de der ki:

“Sana üç tane soru soracağım. Eğer sorularıma doğru cevap verirsen seni dinleyeceğim.

Bana söyleyeceğin bu şeyin gerçek olduğundan emin misin?

Doğru olduğundan emin misin?

Bunun sana, bana ya da hakkında konuşacağın kişiye faydası olacak mı?

Eğer bunlara evet diyemiyorsan dinlemek istemiyorum.” 

Beden Dili

Beden dili sadece başkalarını değil kendimizi etkilemek için de kullanabileceğimiz bir dil. Babil Balığı, Douglas Adams’ın Otostopçu’nun Galaksi Rehberi kitabında insan kulağından içeri bırakılır, kendisine bir yer bulur ve evrendeki tüm dilleri çevirip anlaşılır hale getirir. Beden dili de iletişimde Babil balığı gibidir. Sadece diğer kişilerle iletişimimizde değil, insanın kendi ile iletişiminde de çok önemlidir.

İş Hayatında İletişim

İş Hayatında İletişim – Babil Balığı

Araştırmacı Amy J.C. Cuddy’nin araştırmalarından birinde mülakat öncesi kişilerin bir kısmını güvensiz, bir kısmını kendini güvenli oturturlar ve sonra mülakata alırlar. Deney sonunda güçlü oturuşta bekleyenlerin kendine güvenlerinin diğerlerinden daha yüksek olduğu gözlemlenir. İnsan bedeninin kişinin duygu durumunda çok büyük etkileri var.

Bu nedenle de beden dili başkalarını değil kendimizi etkilemek için de kullanabileceğimiz bir dil.

Mikro ifadeleri gör, lehine kullan

Mikro ifade araştırmalarında Seneca’yı destekler biçimde insanların öfkelenmeden önce bir mikro ifade olarak şaşırıp sonra öfkelendikleri gözlemlenmiş. İnsanın kontrol edemediği, istemsizce gösterdiği, çok kısa süren, yüze vuran ifadeler mikro ifadelerdir. Mimikten farklı olan yanları ise daha kısa süreli ve kontrol edilemiyor olmaları.

İş Hayatında İletişim

İş Hayatında İletişim -İfadeler

Mutluluk, şaşkınlık, tiksinme, korku, üzüntü, öfke ve küçümseme gibi evrensel ifadeleri mikro ifade olarak görebiliyoruz. Bunları takip edebilirsek, iletişimimizin karşı tarafta oluşturduğu etkiyi görebiliriz. Görünce de yönetme şansına sahip oluruz. Örneğin, bir toplantıda bunları öngörerek yer aldığımızda çok daha kuvvetli bir iletişimci oluruz.

Mahşerin dört atlısından kaç

Dr. John Gottman dünyanın en ünlü çift terapistlerinden biri ve hangi çiftin boşanıp boşanmayacağını %90 doğruluk oranıyla bilebiliyor. İnsanların vücut dillerini, davranışlarını, hangi tutum ve tavırlarda olduklarını inceleyerek bu sonuçlara ulaşıyor. Ulaştığı bu sonuçlar iletişimin her alanında kullanabileceğimiz sonuçlar olduğundan bunları öğrenmemiz iyi bir iletişimci olmamızda büyük sağlayacak noktalar.

Gottman’a göre: “Bir ilişkide bunlar varsa yakar yıkar.” diyerek nitelendirdiği davranışlara “mahşerin dört atlısı” adını vermiş. Bunlar;

Eleştiri (mümkün olduğunca kaçınılmalı),

Duvar çekmek (kayıtsız kalmak, cevap vermemek),

Savunmaya geçmek,

Aşağılayıcı tavır içinde olmak.

Bu dörtlüyü her türlü ikili ilişkimizden uzak tutmamız gerekir.

İletişimin atom bombalarını bil

İş hayatında iletişimde iletişimi tamamen bitiren iletişimin atom bombaları var. Örneğin karşı tarafı küçümsemek, aşağılamak, insanları kalıba sokmak, göz temasından kaçınmak, başkası konuşurken onu dinlemek yerine başka şeyler düşünmek. Tüm bunlar iyi bir iletişimcinin asla yapmaması gerekenlerden.

Geribildirimin nasıl olması gerektiğini öğren

Geribildirim iyi iletişimciler için şart ancak oldukça da zorlanılan bir nokta. Geribildirimin zamanlaması boyutundan bile daha önemlidir. Örneğin, kişiyi yaptığı bir proje nedeniyle aylar sonra ödüllendirmek yerine hemen bir sonraki ay daha düşük bir meblağ ile ödüllendirmek çok daha önemlidir.

Öğrenme hata içerir ve genelde hatalardan öğreniriz. Bu nedenle hata yapan kişiye geribildirim verirken bunu öğrenme için bir fırsat olarak görmek gerek. Geribildirimi veren kişinin de bu şekilde yaklaşması gerek. Bir diğer nokta, hataların her zaman olabileceğini kabullenmek. Böylece hata olduğundan öfkelenmeyiz. Bir diğer önemli nokta ise, kişiliği değil, davranışları eleştirmek gerektiği ve geribildirimin de buna dayalı olarak verilmesi. Son olarak, geribildirim verirken sosyal baskı oluşturmamak gerek. Yani iş hayatında iletişimde “Bu hareketinden herkes çok rahatsız.” gibi bir geribildirim hem kişide sosyal baskı oluşturur hem de çoka tek bir baskı oluşturur bu nedenle de kesinlikle kullanılmaması gereken bir geribildirim şeklidir.

Selamlarınızı sakınmayın

Nesli tükenen bir iletişim niyeti selamlaşmak. Şirketlerde kişiler bu konuda cimri davranırlar ancak iş hayatında iletişim için önemli ve kullanılması gereken bir noktadır. Selamların günün zamanına, içinde bulunduğumuz coğrafyanın kültürüne, şirketin kültürüne göre farklı unsurlara uygunluğu da olmalı. Selamlarınızı sakınmayın.

İş hayatında iletişim ile ilgili pratik öneriler

İlk olarak, gergin diyalogdan fayda gelmez çünkü kişilerin yönetemediği duygular devreye girer ve sorunu çözme amacınızdan da uzaklaşırsınız. Bu durumda yapılması gereken geri çekilmektir. Kavgayı kaybet, savaşı kazan mantığı ile duruma yaklaşmak daha doğrudur. Büyük resme bakıp, amaca ulaşmak gerekir.

Bir diğeri doğru sorular sormak. İş hayatında iletişimde diyaloğu doğru yönlendirmek için karşı tarafın rızasını almak da önemli. Bu nedenle doğru soruları sorabilmek lazım. Bazen konudan uzaklaşıyoruz, toplantının odağı kayıyor, konu kişiselleşmeye başlıyor ya da sadece karşı tarafın dikkati dağılıyor ve kendini ifade edemiyor. Bu durumların hepsindeki taktik, doğru sorular sormak.

İletişim içerisinde insanları değersiz ve önemsiz hissettirmemek gerek. Söylediğiniz şey doğru olsa da söyleme şekliniz hatalı ise karşı tarafı ikna edemezsiniz.

İmayı hayatından çıkart

İmayı hayatından çıkart çünkü karşı taraf imayı anlayabilir ve sırf ima yoluyla anlatıldığından rahatsız olabilir ve amacınıza ulaşılamazsınız. Art niyet her ne kadar kötü niyet olarak algılansa da aslında art yani arkadaki niyettir. İma da içinde biraz art niyet taşır ya da öyle algılanabilir.

Başka bir ihtimal karşı tarafın imayı anlamaması. Bu durumda siz karşı tarafın anladığını sandığınız için karşılık vermediğini düşünürsünüz ve yine ilişki gerilmeye başlar. İma açık iletişimde yeri olmayan bir unsur. Eğer dikkate alınmak istiyorsanız öncelikle karşıdakini dikkate almalısınız. Karşıdan beklediğiniz şeyi önce sizin vermeniz gerekir. Sessizlik iyi bir iletişim biçimi değildir. Sessiz kaldığınızda da bir iletişim kurarsınız ama bu iletişimi iyiye götürmez, iletişimi sessizliğe götürmek sorunu çözmediği gibi daha da kötüye götürür.

İletişimle ilgili kendinizde bir şeyler değiştirmeye çalışıyorsanız başlangıçta biraz üzerinize oturmuyor gibi hissedebilirsiniz. Sabredin, uygulamaya devam edin.

İş hayatında iletişimle ilgili bizim kendi repertuarımızda gördüğümüz ve kendimizde doğal olarak olduğunu düşündüğümüz bir sürü şey ses ve jest kullanımı, mimikler, duruş zamanla bizde yerleşmiş ve birçoğu da öğrenilmiş şeyler olduğundan bunlar değiştirilip, dönüştürülebilir unsurlar. Bunu bilmek bizleri oldukça özgürleştirir. Bir süre bu değişiklik rahat gelmese de zamanla oturur.  Bir süre sonra daha rahat edersiniz. Kendimize karşı dürüst kalarak da bu değişimi gerçekleştirmek mümkün.

İş hayatında iletişim ile ilgili bir soru, bir cevap

İnanç: İletişim becerileri açısından kendinde değiştirdiğin ancak bunu yaparken çok zorlandığın ne var?

Ozan: Kişisel egolarımı iletişimin dışına çıkartmak. Her ne kadar tamamen bunu başarabilmek mümkün olmasa da bunun farkındalığı içinde olmak ve azaltabilmek önemli. Doğrulanma, saygı görme, kendini güçlü hissetme gibi ego tatminlerinin içinde sürekli yer alması ve bunlar tarafından yönetilmek iyi değil.

Ozan: İletişim sence bir bilim midir yoksa bir sanat mıdır?

İnanç: Ne bilimdir, ne sanattır.

Ozan: Bana göre, hem bilimdir hem sanattır çünkü beslendiği çok bilimsel alan var. Psikoloji, sosyoloji gibi. Sanatsal yönü de var çünkü bilimsel olarak a,b,c,d formülünü uyguladığında f çıktısı alırsın gibi öngörülebilecek bir şey değil. Çok çağrışımsal, içgüdüsel yönleri de var. Belki biraz da bu yüzden “İletişim Sanatı” demeyi seviyoruz.

İş Hayatında İletişim serisinde kullanılan ve özü damıtılan kitapların listesi şöyle:

İş Hayatında İletişim

İş Hayatında İletişim Okuma Listesi

Bölüm 2               : Dale Carnegie – How to Win Friends and Influence People (Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı)

Bölüm 6               : Stephan B. Karpman – A Game Free Life

Bölüm 7               : Kerry Patterson – Crucial Conversations (Can Alıcı Görüşmeler)

Bölüm 8        : Dale Carnegie – How to Win Friends and Influence People (Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı)

Bölüm 9        : Marshall B. Rosenberg – Living Nonviolent Communication: Practical Tools to Connect and Communicate Skillfully in Every Situation (Şiddetsiz İletişim: Bir Yaşam Dili)

Film: Her (2013)

Bölüm 10      : Kerry Patterson – Crucial Conversations (Can Alıcı Görüşmeler)

Bölüm 11      : Kerry Patterson – Crucial Conversations (Can Alıcı Görüşmeler)

Bölüm 12      : Robin Ian MacDonald Dunbar – Human Evolution (Şu Hayatta Kaç Arkadaş Lazım?)

Bölüm 13      : Douglas Adams – The Hitchhiker’s Guide to the Galaxy (Otostopçu’nun Galaksi Rehberi)

Sonuç

Siz de bu önerileri dikkate alarak hareket ederseniz, iş hayatında iletişim konusunda artık çok daha başarılı olabilirsiniz.

İş hayatında iletişim ile ilgili unutulmaması gerekenler:

  1. İnsanı Anla, Kişiyi Tanı
  2. Dünya’nın En Hoş Sesi
  3. İletişim Sahnesinde Oyuncusun
  4. İletişimin Katmanlıdır (Yüzey – Derin) ve 4 Kulak Modeli
  5. İletişim Modelleri #2 – İletişim Alışverişi ve Ego Durumları (TA)
  6. İletişim Modelleri #3 – Drama Üçgeni
  7. İletişim Kazaları
  8. Eleştirme, Takdir Et
  9. İhtiyaç Okuma Sanatı
  10. Haklı Çıkma, Sonuca Ulaş
  11. Kritik Konuşmaları Doğru Yönetmenin 5 Prensibi
  12. Sokrates’in Dedikodu Filtresi
  13. Vücut Dilini Anlamak/Doğru Konuşturmak
  14. Mikro İfadeler ve Mimikler
  15. Mahşerin Dört Atlısı; Dr. J. Gotmann’ın Bulguları
  16. İletişimde Atom Bombası: Küçümseme
  17. Geribildirim Alma ve Verme
  18. İş Ortamında Selamlaşma
  19. Bir Soru Bir Cevap!
  20. Üçer Kuvvetli İletişim Taktiği
  21. İletişim Ustalarının Uyguladığı 12 Taktik

Her Gün Öğren’in hikayesini merak ediyorsanız buradan ulaşabilirsiniz. Sadece bu seri değil stres yönetimiinovasyon ya da müşteri yönetimi ve daha birçok seriye tüm kitaplardan damıtılmış, özetlenmiş bilgiye erişmek için ister bireysel ister kurumsal başvuru yaparak her gün öğrenmeye devam edebilirsiniz.

Öğrenme, sonu gelmeyen ve gelmemesi gereken bir süreç. Kendinizi bu süreçten alıkoymayın. Öğrendiğiniz her bir bilginin sizi nerelere sürükleyeceğini, hangi kapıları açacağını, ufkunuzu nasıl genişleteceğini ve en önemlisi sizi nasıl mutlu edeceğini öğrenmeden tahmin bile edemezsiniz. Mutluluğun öğrenmeden geçtiğini unutmayın. Her bir yeni bilgi, aslında sizi mutluluğa ulaştıran yolunuzda attığınız bir adım ve bu adımı atabilecek tek kişi de sizsiniz.

Daha mutlu olmak için, daha çok öğren; her gün öğren.

Bizi TwitterLinkedIn ya da Instagram hesaplarımızdan takip ederek her gün öğrenmenize katkı sağlamayı da unutmayın.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir